Pazartesi, Kasım 10

so far so good

gözlerim yanıyor, az önce içtiğim süt midemi ağrıtıyor, diş fırçalamak bu saatlerde inanılmaz zorlaşıyor. serin yatak, yastığın soğuk yüzü yanağıma değince yanımda bir tek seni istiyorum. 

Cuma, Kasım 7

rüya kayıtları

Bu rüyayı yazmayı tam bitirmek üzereyken bilgisayar tarihinin ilk mavi ekranını verdi. Zaten hatırlaması zor, ama kayda değer. 

Kişisel alice harikalar diyarında rüyam diyebiliriz bu rüyaya. Ayağımda kayaklar var, neden var hiç bilmiyorum. Burası yüksek tavanlı kocaman bir salon, viktoryen dönemden. İçerdeki mobilyalar da beyaz. Fonda bir tını varsa eğer bu inland empire’daki polish poem.  Salonun zemini kar. Herkes kayıyor, bense senelerdir kayak yapmadığım için biraz düşünceliyim. Sonra bir süre kaydıktan sonra, dresuarı geçip ayaklı bir saatin yanına geliyorum. Yanımda hiç tanımadığım bir erkek var. Bu erkeğin yüzü yumuşak hatlı, saçları dalgalı. Bir yandan sensin, bir yandan değilsin. Sanki bütün erkeklerin epitomu gibi biri. Yanında durduğumuz bu saat nedense çok önemli. Elimdeyse bir kitap var, bu odada yaşadıklarımı anlatan, resimleyen. Tam da böyle olmadı aslında diyorum. Ama inanılmaz esrarengiz geliyor elimdeki kitabın beni anlatıyor olması. Hatta tekinsiz diyelim. Tanıdık ama yabancılaşmış. Odadaki herkes huzurlu, her şey yavaş akıyor. Bense bu kadar beyaz bir yerde olmanın anlamını çözmeye çalışıyorum.

Perşembe, Kasım 6

sulu göz

neden en çok sevilen-istenilen-değer verilen olma arzusu? en çok diye bir şey var mı, yok. 
şu an, şimdi, burada var. 

Pazar, Kasım 2

iki dileğim var cimbom

abimin "hadi kalk maça gidiyoruz, takıma moral lazım" demesi üzerine formaları giyip kendimizi mecidiyeköyde bulduk. şelalede içilen rakılarla sarhoş olup çekirdekleri de aldıktan sonra kıçımızı ağrıttık, kuzen geldi yer kavgası etti, ses tellerimiz zedelendi. fenere küfretmek güzel şey, pamuk gibi bir insanım.

Çarşamba, Ekim 29

güneş

gri havalardan sonra  kusursuz bir hava. içim ısındı.

burn after reading
























coen bros döktürmüş. george  kendini oynamış, seks yastığı espirisi ve kendiyle dalga geçme yeteneği harika, frances kesin kararlı kadının gücü, john, john malkoviç olmuş, tildaya iki tokat atsak ekonomik kriz bitebilir, borsa tavan yapar ve brad pitt, inanılmaz komik. 

Pazartesi, Ekim 27

dexter

science is one cold-hearted bitch with a 14 inch strap-on.

puslu


spor öncesi bunalımına giremeyecek kadar olgunlaşmış olmam gerekirken hala ve hala oflayarak gidiyor ama gülerek çıkıyorum. bir sürü yeni derginin arasında okunabilecek tek dergi food and travel. hava gri, evde badana kokusu, kahvenin içinde eriyen marshmallow. 

Pazar, Ekim 26

sansüresansür

kendi blogspotumu görüntüleyebilmek için atmadığım takla kalmadı, artık hangisinin işe yaradığını bilmiyorum. neyseki bloggera ve naked'a girebiliyorum - şimdilik - diğer blogspotlara girme sorununu çözmeyi bilen varsa yardımını esirgemesin diyor gözlerinizden öpüyorum.


Pazar, Ekim 19

happy-go-lucky
























Leigh ironi geçirmez bir film yapmış. 
mutlu olmanın daha zor ve daha cool olduğunu görmek için birebir.

Pazartesi, Ekim 13

2. raunt

bu sefer discovery channel tadında diş sergilemek yok, kendisine çabucak veda ettim. 20lik dişsiz, dişeti kanaması ve çekilmesi sıfıra inmiş bir ağzım var. so underground it hurts. 
görsel materyallerimin durduğu dosyayı dün silmişim. bugün undelete'lerle boğuştum ama olmadı. this hurts worse.

Cuma, Eylül 19

1. raunt
























- peki kemiğin ne kadar erimiş görmek istemiyor musun hiç?

her şey 2 ay önce başladı. kanayan diş etleri, gidilen dişçi, gönderilen periodontolog. temizlenen diş taşları. 20lik dişin diş etinden kemiğe sıçrayan iltihabın kemiği eritmesi. halk arasında diş çekilmesi. çözüm: diş etleri kıtır kıtır kesilecek, ameliyatla iltihap temizlenecek, dikiş atılacak. belki 20liği de çekeriz.

bu belki 20liği de çekerize kadar, yukarda alıntıladığım soru haricinde her şey "sen ağzındaki sesleri değil müziği -bartoli- dinle" cümlesinden hareketle çok güzel. çeçilya ile beraber denizde yüzüyorum. mavi sular. dişçi koltuğunda oturan biri için gevşek bile sayılırım. 
sonra çekme işlemi, dudak yanlarına sürülen bepanten, dişi elaveyt etmeler, kerpetenle sökmeye çalışmalar. diş mi inatçı, ben mi, doktor mu. 
hala kanayan bir diş boşluğu. oldukça fazla dikiş. ağızda tampon ve kan tadı. hello, i am a vampire.