
Perşembe, Kasım 27
senyör çokonat*a gittim gelicem

Pazartesi, Kasım 24
Pazar, Kasım 23
lodos ve rakı
Cumartesi, Kasım 22
lodos
Cuma, Kasım 21
interpretation is the revenge of the intellect upon art*
a self-deprecating laughter

Salı, Kasım 18
portakalı soymak

Pazartesi, Kasım 17
Pazartesi, Kasım 10
so far so good
Cuma, Kasım 7
rüya kayıtları

Bu rüyayı yazmayı tam bitirmek üzereyken bilgisayar tarihinin ilk mavi ekranını verdi. Zaten hatırlaması zor, ama kayda değer.
Kişisel alice harikalar diyarında rüyam diyebiliriz bu rüyaya. Ayağımda kayaklar var, neden var hiç bilmiyorum. Burası yüksek tavanlı kocaman bir salon, viktoryen dönemden. İçerdeki mobilyalar da beyaz. Fonda bir tını varsa eğer bu inland empire’daki polish poem. Salonun zemini kar. Herkes kayıyor, bense senelerdir kayak yapmadığım için biraz düşünceliyim. Sonra bir süre kaydıktan sonra, dresuarı geçip ayaklı bir saatin yanına geliyorum. Yanımda hiç tanımadığım bir erkek var. Bu erkeğin yüzü yumuşak hatlı, saçları dalgalı. Bir yandan sensin, bir yandan değilsin. Sanki bütün erkeklerin epitomu gibi biri. Yanında durduğumuz bu saat nedense çok önemli. Elimdeyse bir kitap var, bu odada yaşadıklarımı anlatan, resimleyen. Tam da böyle olmadı aslında diyorum. Ama inanılmaz esrarengiz geliyor elimdeki kitabın beni anlatıyor olması. Hatta tekinsiz diyelim. Tanıdık ama yabancılaşmış. Odadaki herkes huzurlu, her şey yavaş akıyor. Bense bu kadar beyaz bir yerde olmanın anlamını çözmeye çalışıyorum.
Perşembe, Kasım 6
sulu göz
Pazar, Kasım 2
iki dileğim var cimbom
Çarşamba, Ekim 29
burn after reading
Pazar, Ekim 26
sansüresansür
Salı, Ekim 21
Pazar, Ekim 19
happy-go-lucky
Perşembe, Ekim 16
Çarşamba, Ekim 15
Pazartesi, Ekim 13
2. raunt
Cuma, Ekim 10
Çarşamba, Ekim 8
Pazar, Eylül 21
Cuma, Eylül 19
1. raunt

Pazartesi, Eylül 15
defter

Çarşamba, Eylül 10
too much love will kill you

Pazartesi, Eylül 8
wanna do bad things with you!
Perşembe, Eylül 4
aşk'a
Çarşamba, Eylül 3
buradan çok uzakta
Salı, Ağustos 26
neden söz ederiz, aşktan söz ederken?
Pazartesi, Ağustos 11
Salı, Ağustos 5
Çarşamba, Temmuz 30
Salı, Temmuz 22
Pazartesi, Temmuz 21
Pazar, Temmuz 20
şimdi
Cumartesi, Temmuz 12
mystery solved
Cuma, Haziran 27
ve melankoli

kaşıntıyla ter içinde uyanarak sivrisineğin yediği yerleri saymak, her sabah 7buçukta uyanmak, saatlerce ekranın karşısında paper yazmaya çalışmak, gidip bir saat koşmak, koşarken kendini mutlu hissetmek. biri karşı masadan bakarken midem ağzıma geldi, yakupta 2, yolda 2 kez kustum, derken international acil, serum iğne ateş düşürücü. telefonla arayıp kızım sen hala büyümedin, hala ödev yapıyorum diyorsun yeter ya diyen abi. koy götüne diyen cem yılmaz. durmadan suya giren ellere dayanmayan ojeler. her sabah yalnız uyanmak. karpuzu yalnız yemek. gidilen diş eti doktorunun diş taşı işkencesi, delirmiş gibi alışveriş, paranoyakça hiv testi. negatif. pelitten alınmış kavunlu karadutlu çikolatalı dondurma. ctesi bekarlığa veda, haftaya düğün.
az kaldı, gidiyorum.
Pazartesi, Haziran 23
yabadabaday
"ölümlü dünya"
Cumartesi, Haziran 21
Perşembe, Haziran 19
one fine day
korkunç trafikte ilerlerken birkaç kez birkaç dakika seni düşündüm.
Pazar, Haziran 15
Cumartesi, Haziran 14
bitmemiş tango
ayılttınız hayattan beni
yalnız bir kızdım
öksüz yıldızdım
çarpıp gittiniz
hala aralık kapım karanlığa
dalgın efendim
dargın efendim
yansaydık ah keşke daha ilk adımda
keşke ölüme değil aşka inansaydık
eşlik edecektiniz tek kişilik dansıma
terinizi sildiğim mendil kaldı sizden bana
mızıkçılık ettiniz yarim
erken kaçıp gittiniz heyhat
size kırgınım hala lakin
yokluğunuzda çok zor hayat
yıldırım türker
Cuma, Haziran 13
13. cuma

küçükken minicikken top oynamış acıkmışken benim 10 yaşında olduğumu varsayarsam abim ergen ergen etrafta dolaşmakta, günlük stresini üzerimde uyguladığı çeşitli işkence teknikleriyle atmaktaydı. durumu fark eden babam abime bilgisayar aldı, commodore 64. bir anda kedi fare yerine oynayacağımız bir sürü oyun çıkmıştı piyasaya. sınıfta kafa ayarı yapabilen tek kız çocuğu bendim, havamdan geçilmiyordu. neyse, bir gün günlerden cuma tarihlerden 13ü vurmuştu takvim ve abimle evde başbaşa kalmıştık. hikaye uydurmak kadar anlatmayı da seven abim bana uzun uzun jasonı, 13. cumayı filan anlatıp bilgisayar başına dikmişti. biz "oraya gidenin bir daha geri dönemediği" bir kamptaki dedektiftik, kampçılar teker teker ölüyor, onlar ölünce korkunç bir müzik çalıyor ve alttaki kampçı listesindeki yüzlerinin yerini haç alıyordu. jason nerdeydi, abimin hain eli hem joystickde hem de ensemdeydi. nasıl da uğraşmıştık. beraber korkarak oyun oynamak o günden sonra ortak hobimiz oldu (buna hobi denir mi, benim hobim olabilir mi, lüften olsun). inanılmaz sıkıldım daha fazla yazmıyorum.
Perşembe, Haziran 12
iyinin ve kötünün bahçesinde geceyarısı
flört günleri. tekinsizce ve önüne gelenle, gıdı gıdı gıdıklamak beyinleri. ıhlamur kokusu, en çok da evde. funny gamesin ikinci versiyonunu izliyorum fast forward. dilimdeki metalik tat asla geçmiyor. öz'le gurme tabaklarımızı paylaşıyor şarabı yarısından çok içiyoruz. filiz'le white mille gidiyor ve celeb olmayan tek biz oluyoruz. haziran ılık ılık içime akıyor.
Pazar, Haziran 8
vitrin

şimdi hemen kalkmam duş almam kuaföre gitmem saç manikür pedikür makyaj yaptırmam ama hemen hemen kalkmam gerek o yüzden geriye kalan tek davidoff sigarasını yakıp gece giyeceğim kuyruklu elbiseye doğru üflüyorum. balonun en güzel kızı ben olmalıyım.
z. demişti ki herkesin her anı için bir ajda şarkısı vardır.
Perşembe, Haziran 5
Cuma, Mayıs 30
veda.

Sabah 4te çaresizce yazdığım o mektubu senden geri almak istemiş, eninde sonunda çöpe gidecek demiştim. Eninde sonunda çöpe gideceğim. Şimdi hava güzel, bütün planlarımızı kucağıma alıp denize bıraktım. Kelimeleri unuttuğunu söylediler, sadece durduğunu. En zoru insandan geriye kalan nesneler, bir dişfırçası, şampuan, iç çamaşırı. Saçlarımı dünyanın dört bir yanına dökerken benden kalan bir tel. Yanıbaşında dururken romantize edemediğin her şey hızla anlam kazanırken ben kendimi suya, seni sana bıraktım. Elveda.
Pazar, Mayıs 25
unsichtbar
Cuma, Mayıs 16
Salı, Mayıs 6
happily ever after?
masallar böyle biter: ve sonsuza dek mutlu yaşadılar. masal bu ya, bizi en güzel noktada bırakır, oysa gerçek hayatta bu noktadan sonra aşağı yuvarlanma, yeniden yukarı çıkma, daha kötü düşme ve sonu gelene dek bir iniş çıkış vardır. pamuk prenses büyük ihtimalle keşiften keşife koşan prensince saraya kilitlenmiş, uyuyan güzel artık ayakta uyumaya başlamış, külkedisi efendi köle diyalektiğini antetli bir kağıda geçirmiştir. onlar muradına ererler, gerisi bizi ilgilendirmez. ama murat dediğin ne kadar sürer? evlilik olmayacak duaya amin demek midir, insanın hala iyimser olabileceğinin bir kanıtı mıdır? tarım toplumuna geçerken toprağın babadan oğla geçmesini garanti altına almak için icat edilen evliliğin çokuluslu şirketlerin yönettiği bir dünyada babadan oğla hiçbir şey geçmezken hala sürdürülmesi saçmalığın daniskası mıdır? bu zamanda çocuk evlenmek için yeterli bir sebep midir? aşkımız ve gerçeklerimiz değişse de birbirimizi hala sevebilir miyiz? aşk mümkün müdür, sevmek söz vermek midir?sabah uyandığında kocasının hangi gömleği seçeceğini doğru tahmin etmeyi romantik bir şey sanan didem evlilik dönemecinden bildirdi.



































