Çarşamba, Aralık 20
Pazartesi, Aralık 18
kaybetme korkusu
olmaz olmaz deme olmaz olur
olmaz olmaz deme olur olmaz
olmaz olmaz deme olur olur
çok korkuyorum.
olmaz olmaz deme olur olmaz
olmaz olmaz deme olur olur
çok korkuyorum.
Cumartesi, Aralık 16
ihtimal ya fikrinize düşersem tutturun bir rumeli havası
simple and unpretentious.
başım ağrıyor, başımla ilgilen.
sen, ben ve ilişkimiz, biz üçümüz bir çiftiz.
başım ağrıyor, başımla ilgilen.
sen, ben ve ilişkimiz, biz üçümüz bir çiftiz.
Cuma, Aralık 8
Pazartesi, Aralık 4
Perşembe, Kasım 30
celiac disease
bir dahaki sefer, vücumda yukarıda belirtilen hastalığın olmadığını yazmak istiyorum buraya.
lütfen lütfen lütfen.
lütfen lütfen lütfen.
Çarşamba, Kasım 29
Pazartesi, Kasım 27
Perşembe, Kasım 23
Pazartesi, Kasım 20
Çarşamba, Kasım 15
Pazar, Kasım 12
Cuma, Kasım 10
Pazar, Kasım 5
Perşembe, Kasım 2
ben ona resmen aşığım
birine "ona aşık olduğunu" itiraf etmekten daha zor olan bir şey var;
kendine "ona aşık olmadığını" itiraf etmek.
kendine "ona aşık olmadığını" itiraf etmek.
Ennui
Tea leaves thwart those who court catastrophe,
designing futures where nothing will occur:
cross the gypsy’s palm and yawning she
will still predict no perils left to conquer.
Jeopardy is jejune now: naïve knight
finds ogres out-of-date and dragons unheard
of, while blasé princesses indict
tilts at terror as downright absurd.
compelling hero’s dull career to crisis;
and when insouciant angels play God’s trump,
while bored arena crowds for once look eager,
hoping toward havoc, neither pleas nor prizes
shall coax from doom’s blank door lady or tiger.
Plath
Pazar, Ekim 29
Cuma, Ekim 27
Perşembe, Ekim 26
Çarşamba, Ekim 25
Cuma, Ekim 20
Pazartesi, Ekim 16
Pazar, Ekim 15
Çarşamba, Ekim 11
Salı, Ekim 10
şöle oldu böle oldu
nezle oldum, doktorayı unuttum, hayatımdan birisi çıktı, hayatıma birileri girdi, kararsız kaldım, karar verdim, kimyam değişti.
bir de aşk mevzusu var.
not: iyi ki yapmışım.
bir de aşk mevzusu var.
not: iyi ki yapmışım.
Pazartesi, Ekim 2
Salı, Eylül 26
Salı, Eylül 19
Pazar, Eylül 17
Perşembe, Eylül 14
Pazar, Eylül 10
Çarşamba, Ağustos 30
Salı, Ağustos 29
Pazartesi, Ağustos 21
gidilebilse, ne çok iz kalıyor geride.
“belki zaman”, diye düşünüyor adam:
“zaman eksiltebilir birikeni”. oysa ne
zaman, ne de ona benzer şeyler – ona
benzer şeyler? – silebiliyor mekâna
sinenleri. eşyalar değiştirilse de, yeni
badana yaptırılsa da değişmiyor ağrının
kurduğu sıra : değişmiyor çünkü sokak
adları, değişmiyor şehirler ve insanlar,
dünden bugüne inatla yürüyen inatçı
mantık. her mevsim, her dolunay,
yağmurlar, bahar aldatmacaları,
her kuyu, her kule, her balkon,
kadehler, mumlar, köpükler,
her kırmızı, her siyah, her gri,
her uyku, her düş, her uyanış,
– yer etmişse – aynı çiviyi isteyen
bir delikte tıpatıp zonkluyor.
“zaman da değil”, diyor adam,
kimse yokken, yüksek sesle.
yeni bir iz kalıyor orada, o an.
e.b.
“belki zaman”, diye düşünüyor adam:
“zaman eksiltebilir birikeni”. oysa ne
zaman, ne de ona benzer şeyler – ona
benzer şeyler? – silebiliyor mekâna
sinenleri. eşyalar değiştirilse de, yeni
badana yaptırılsa da değişmiyor ağrının
kurduğu sıra : değişmiyor çünkü sokak
adları, değişmiyor şehirler ve insanlar,
dünden bugüne inatla yürüyen inatçı
mantık. her mevsim, her dolunay,
yağmurlar, bahar aldatmacaları,
her kuyu, her kule, her balkon,
kadehler, mumlar, köpükler,
her kırmızı, her siyah, her gri,
her uyku, her düş, her uyanış,
– yer etmişse – aynı çiviyi isteyen
bir delikte tıpatıp zonkluyor.
“zaman da değil”, diyor adam,
kimse yokken, yüksek sesle.
yeni bir iz kalıyor orada, o an.
e.b.
Pazar, Ağustos 20
Cumartesi, Ağustos 19
At One O'Clock in the Morning.Alone, at last! Not a sound to be heard but the rumbling of some belated and decrepit cabs. For a few hours we shall have silence, if not repose. At last the tyranny of the human face has disappeared, and I myself shall be the only cause of my sufferings. At last, then, I am allowed to refresh myself in a bath of darkness! First of all, a double turn of the lock. It seems to me that this twist of the key will increase my solitude and fortify the barricades which at this instant separate me from the world. Horrible life! Horrible town! Let us recapitulate the day: seen several men of letters, one of whom asked me whether one could go to Russia by a land route (no doubt he took Russia to be an island); disputed generously with the editor of a review, who, to each of my objections, replied: 'We represent the cause of decent people,' which implies that all the other newspapers are edited by scoundrels; greeted some twenty persons, with fifteen of whom I am not acquainted; distributed handshakes in the same proportion, and this without having taken the precaution of buying gloves; to kill time, during a shower, went to see an acrobat, who asked me to design for her the costume of a Venustra; paid court to the director of a theatre, who, while dismissing me, said to me: 'Perhaps you would do well to apply to Z------; he is the clumsiest, the stupidest and the most celebrated of my authors; together with him, perhaps, you would get somewhere. Go to see him, and after that we'll see;' boasted (why?) of several vile actions which I have never committed, and faint-heartedly denied some other misdeeds which I accomplished with joy, an error of bravado, an offence against human respect; refused a friend an easy service, and gave a written recommendation to a perfect clown; oh, isn't that enough? Discontented with everyone and discontented with myself, I would gladly redeem myself and elate myself a little in the silence and solitude of night. Souls of those I have loved, souls of those I have sung, strengthen me, support me, rid me of lies and the corrupting vapours of the world; and you, O Lord God, grant me the grace to produce a few good verses, which shall prove to myself that I am not the lowest of men, that I am not inferior to those whom I despise.
Charles Baudelaire
Cuma, Ağustos 18
Cumartesi, Ağustos 12
Pazartesi, Ağustos 7
Pazar, Ağustos 6
Perşembe, Temmuz 27
Çarşamba, Temmuz 26
Pazartesi, Temmuz 24
Cuma, Temmuz 21
Cuma, Temmuz 14
enough of science and of art, close up those barren leaves
eskiden kaçıracak olmaktan
artık kaçıracak bir şey olmamasından
müzdaribim.
her işim yumurta kapıda, son dakika,
kaygı, endişe, heyecan, damarlarımda akan kan.
sanki önümde giden bir ben var, yavaş yavaş yürüyen, ve öteki ben durmadan ona yetişmeye çalışan.
her şeyin olacağına varacağına inanmak inanmak inanmak istiyorum. karma, kısmet.
sonra bu kadar korkunun arasında durup bi bardak su içiyor, arkama yaslanıyor, bir sivrisineğin beni ısırmasına izin veriyorum.
sevgili william wordsworth, wise passiveness mi demiştiniz? buyrun burdan yakın.
artık kaçıracak bir şey olmamasından
müzdaribim.
her işim yumurta kapıda, son dakika,
kaygı, endişe, heyecan, damarlarımda akan kan.
sanki önümde giden bir ben var, yavaş yavaş yürüyen, ve öteki ben durmadan ona yetişmeye çalışan.
her şeyin olacağına varacağına inanmak inanmak inanmak istiyorum. karma, kısmet.
sonra bu kadar korkunun arasında durup bi bardak su içiyor, arkama yaslanıyor, bir sivrisineğin beni ısırmasına izin veriyorum.
sevgili william wordsworth, wise passiveness mi demiştiniz? buyrun burdan yakın.
Salı, Temmuz 11
Cumartesi, Temmuz 8
a perfect lie.
everything disappears. love, trees, rocks, steel, plastic, human beings. none of us get out alive. and you can cuddle in a group, and face one day at a time. or you can be grateful that when your body rubs against somebody elses, it explodes with enough pleasure, to make you forget even for a minute, that you're only walking pile of the ashes. now that, is the truth. if you're strong it will make you free, if you're weak it will make you, you.
Cuma, Temmuz 7
Salı, Temmuz 4
Cuma, Haziran 30
Pazar, Haziran 25
Cuma, Haziran 23
Perşembe, Haziran 22
create
as if it was that easy.
as if i was not bored.
looking there from the same window.
looking
but not being there.
d.
as if i was not bored.
looking there from the same window.
looking
but not being there.
d.
Çarşamba, Haziran 21
Pazar, Haziran 18
i'd love to*
again
i lay awake
and i cried because of waste
so, again, i lay awake
in a trance
oh, i just want my chance
but only with you
demiş m.
i lay awake
and i cried because of waste
so, again, i lay awake
in a trance
oh, i just want my chance
but only with you
demiş m.
Cumartesi, Haziran 17
Love—as commonly conceived—is, in essence, a futile chasing after something that doesn’t exist, there is nevertheless a love beyond this “making love,” a love that exists beyond lack and limitation and that involves a sort of ecstasy of being. The irony is that in making love we think we know what we want, but it turns out to be an illusion, while this other love touches on a real experience of which we know nothing. It’s a mystical sort of thing.
Lacan
Perşembe, Haziran 15
Pazartesi, Haziran 12
Pazar, Haziran 11
benim şarkım mısın nesin?
trouble loves me loves me loves me
oh be.
peki how soon is now?
lütfen biri cevaplasın.
oh be.
peki how soon is now?
lütfen biri cevaplasın.
Cuma, Haziran 9
Pazartesi, Haziran 5
zizek!
Evren karşısındaki, kendiliğinden tavrım ne olurdu? Herhalde çok karanlık bir tavır olurdu. Birinci tez olarak tam bir boşunalığı ve yararsızlığı öne sürüyorum: Temelde “hiçbir şey” var. Kelimeyi gerçek anlamında kullanıyorum. Sonuçta yitip giden nesnelerin kırıntıları gibi. Evrene bakın, büyük bir boşluk. Ama sonra şeyler nasıl ortaya çıkıyor? Burada kuvantum fiziğine kendiliğinden bir sempati duyuyorum. Evrenin pozitif yüklü bir boşluk olduğu fikri hakim. Ama sonra bazı şeyler ortaya çıkıyor ve boşluğun dengeleri bozuluyor. Bu fikir benim çok hoşuma gider. Var olanın sadece "hiçbir şey"olmadığı, orada bazı şeylerin olduğu gerçeği. Bu da bir şeylerin korkunç biçimde ters gittiği anlamına geliyor. Yaratılışın bir tür kozmik dengesizlik, kozmik felaket olduğunu ve şeylerin bir hata sonucu var olduklarını söylüyoruz. Hatta ben daha da ileri giderek buna karşı koymanın tek yolunun hatayı üzerimize alıp sonuna kadar gitmekten geçtiğini öne sürüyorum. Buna bir de isim bulmuşuz. “Sevgi” diyoruz. Sevgi tam da bu türden bir kozmik dengesizlik değil mi? “Dünyayı seviyorum” veya “Evrensel sevgi” gibisinden kavramlardan oldum olası iğrenmişimdir. Ben dünyayı sevmiyorum. Ben daha çok “Dünyadan nefret ediyorum” ile “Dünyayı takmıyorum” arasında bir yerlerdeyim. Ama gerçekliğin tamamı bundan ibaret. Çok aptalca. Bu var ve ben onu umursamıyorum. Benim için sevgi aşırı derecede şiddet içeren bir eylem. Sevgi "Hepinizi seviyorum" demek değil. Sevgi, bir şeyi seçiyorum anlamına geliyor ki burada yine o dengesizlik yapısı var. Bu şey küçük bir ayrıntıdan, kırılgan bir bireyden ibaret dahi olsa, diyorum ki “Seni her şeyden çok seviyorum”. Bu gayet resmî manada, sevgi fenalıktır.
Çarşamba, Mayıs 31
Salı, Mayıs 30
the heart feels free
bilmiyorum, biliyorum.
kişisel conchisimle yunan adalarına gitmek istiyorum.
denize atlamak
atlayamamak
yani her şeyin dilemmasını istiyorum.
Pazar, Mayıs 28
Cumartesi, Mayıs 27
Perşembe, Mayıs 18
Salı, Mayıs 16
Pazar, Mayıs 14
Çarşamba, Mayıs 10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)































